nasıl birşey bu?
nasıl bir bağlılık, nasıl bir sevgi,
ikimizinde gözü kör olmuş gibi.
ikimizde başka bişey görmüyoruz.
yine karşılıklı yemek yedik bu öğlen.sabahtan beri mesaj trafiği ikimizinde ne denli duygu yoğunluğu içinde olduğumuzu anlatmıştı birbirimize.
seni bekledim masada.geciktin.üşüdüm balkonda.ısıtıcı ısıtmadı senin varlığın kadar.
biz birbirimizin gözlerine bakınca çok başka şeyler görüyoruz anlatamıyorum hiç.
nasıl bir özlem bu.
dayanılmaz ve can yakııcı oldu artık.
akşamlara düşman yaşar olduk.
yemekten kalkarken bana seni çoook seviyorum dedin.
bende gitme o zaman dedim.
giderayak bana bunu yapma dedin.
beni de al o zaman dedim.
az kaldı sabır bitanem dedin.
akşam iş çıkışı beni yolda bekledin. hani hep arabaları park ettiğimiz ağacın altında.
hava darma duman.şakır şakır yağıyor.
camlardan süzülüyor damlalar.
arabama geldin,
arabanın içi buhar.
öyle sıkı sarıldın ki.yüzüm avuçlarının arasındaydı.sadece kokladın.gözlerimi gözlerine kitledin.ve içinden geçenleri söyledin.allahım bize yardım et dedin. offf aşkım dedin.saçlarımı okşadın,yanaklarımdan öptün.ikimizinde o yoğun trafikte yetişmesi gereken yerler vardı. ve gidemiyorum ki dedin.
aslında gitmeni hiç istemedim. saatlerce o kolların arasında kalabilirdim.
başka bişey istemeden.sadece sarılmak.
yanımdan ayrıldıktan sonra bir saat içinde 5 kez aradın.
başına ağrı girdiğini, daraldığını, artık yeter dayanamıyorum dedin.
defalarca seni seviyorum dedin.
yarın ve pazar günü benim için önemli olan bir girişimin toplantıları var. ve sen yanımda olacaksın biliyorum.
sabah beni görmek istediğini,
toplantı başlamadan yanımda olmak istediğini söyledin.
sabah kuaförde randevum var aslında ama sanırım iptal edip saçımı kendim toplayacağım.
çünkü şans vermene ve desteğine ihtiyacım var. ve hepsinden öte seni yanımda görmek istiyorum.
seni seviyorum.
yanında çok mutluyum.
23 Aralık 2011 Cuma
22 Aralık 2011 Perşembe
bu günkü mesaj:
sen hayatımda olmasan,hayat siyah beyaz olurdu.RENKSİN.....
olmasan beklentisiz ve yarınsız yaşıyor olurdum.UMUTSUN...
olmasan bedenim sadece madde olurdu.TENİME HAYAT VERENSİN...
olmasan, içimde ne sevinç, ne hüzün olurdu.DUYGUSUN...
olmasan , sığınacak bir hayalden bile yoksun olurdum.YOKLUĞUNDA BİLE SIĞINABİLDİĞİMSİN.
olmasan elim avcum,yüreğim bomboş kalır ,üşürdüm. SICAĞIM, İÇİMİ ISITANIMSIN.
olmasan,aşka mutluluğa inanmaz, uzak olurdum.İNANCIMSIN.
olmasan karanlıkta yaşardım,gerçek ışıktan habersiz, GÜNIŞIĞIMSIN.
olmasan hayatın anlamını hiç bilmeden ölürdüm.HAYATSIN
olmasan, bu mucizenin bir parçası olamazdım.MUCİZEMSİN, LUTUFSUN,MÜKAFATSIN
olmasan, karanlıkta kalan yanımı aydınlatamazdım.AYDINLIĞIM,FERAHIM, HUZURUMSUN.
olmasan,kahramanların hep masallarda olduğuna inanırdım.KAHRAMANIMSIN.
iki kelimeye anlam verensin.
hayatımda ilk kez :
GERÇEKTEN SEVİYORUM........
BU MASAL YARIM KALMASIN.
mesajı okurken karşındaydım.
bir cümle okuyup gözlerime bakıyordun.
okuduktan sonra bana,
bunun bir mucize olduğuna inandığını, beni ne kadar çok sevdiğini anlattın.
bu şekilde yaşamanın acı verdiğini söyledin.
akşam ,hava karanlıktı.
karşılıklı yemekteydik.
balkon kısmında.sürekli gittiğimiz yerde.
ben üşümeyeyim diye beni ısıtıcının olduğu tarafa oturttun.
elimi tuttun.
gözlerime baktın.
şimdi buradan kalkıp evimize gitsek dedin...
sokak lambaları saçlarına vuruyordu ışığı.
ben sana sarılmak istedim.
saçlarına dokunmak.
en çok kokunu duymak istedim.
giderken eğilip yanaklarımdan öptün.
ikimizde
birkaç saniye daha fazla yanak yanağa kalmak için ağırdan aldık bu anı.
ben gitme demek istedim.
sen kalmak istedin.
bunları konuşmadan söyledik.
arkandan baktım.
kıyamadım.
ve şimdi daha yanından ayrılalı bir saat olmasına rağmen seni çok özledim.
olmasan beklentisiz ve yarınsız yaşıyor olurdum.UMUTSUN...
olmasan bedenim sadece madde olurdu.TENİME HAYAT VERENSİN...
olmasan, içimde ne sevinç, ne hüzün olurdu.DUYGUSUN...
olmasan , sığınacak bir hayalden bile yoksun olurdum.YOKLUĞUNDA BİLE SIĞINABİLDİĞİMSİN.
olmasan elim avcum,yüreğim bomboş kalır ,üşürdüm. SICAĞIM, İÇİMİ ISITANIMSIN.
olmasan,aşka mutluluğa inanmaz, uzak olurdum.İNANCIMSIN.
olmasan karanlıkta yaşardım,gerçek ışıktan habersiz, GÜNIŞIĞIMSIN.
olmasan hayatın anlamını hiç bilmeden ölürdüm.HAYATSIN
olmasan, bu mucizenin bir parçası olamazdım.MUCİZEMSİN, LUTUFSUN,MÜKAFATSIN
olmasan, karanlıkta kalan yanımı aydınlatamazdım.AYDINLIĞIM,FERAHIM, HUZURUMSUN.
olmasan,kahramanların hep masallarda olduğuna inanırdım.KAHRAMANIMSIN.
iki kelimeye anlam verensin.
hayatımda ilk kez :
GERÇEKTEN SEVİYORUM........
BU MASAL YARIM KALMASIN.
mesajı okurken karşındaydım.
bir cümle okuyup gözlerime bakıyordun.
okuduktan sonra bana,
bunun bir mucize olduğuna inandığını, beni ne kadar çok sevdiğini anlattın.
bu şekilde yaşamanın acı verdiğini söyledin.
akşam ,hava karanlıktı.
karşılıklı yemekteydik.
balkon kısmında.sürekli gittiğimiz yerde.
ben üşümeyeyim diye beni ısıtıcının olduğu tarafa oturttun.
elimi tuttun.
gözlerime baktın.
şimdi buradan kalkıp evimize gitsek dedin...
sokak lambaları saçlarına vuruyordu ışığı.
ben sana sarılmak istedim.
saçlarına dokunmak.
en çok kokunu duymak istedim.
giderken eğilip yanaklarımdan öptün.
ikimizde
birkaç saniye daha fazla yanak yanağa kalmak için ağırdan aldık bu anı.
ben gitme demek istedim.
sen kalmak istedin.
bunları konuşmadan söyledik.
arkandan baktım.
kıyamadım.
ve şimdi daha yanından ayrılalı bir saat olmasına rağmen seni çok özledim.
4 Kasım 2011 Cuma
O KADAR ÇOK İHTİYACIM VARKİ SANA ŞİMDİ.
hasat olduğum zamanlarda kndimi muhtaç hissediyorum.
bir tek ben mi böyleyim bilmiyorum.
sığınmaya ihtiyacım var.
beni bu hald gördüğünde verdiğin ilk tepki
------ah canım ya,kıyamam aşkım ya.---------
ne yapabilirim senin için diye sordun.
aslında yapabileceğin çok şey var ama imkan yok ki.
hani sakin, başbaşa olduğumuz bir yerde ,
göğsüne yaslanıp uzansam,
sen saçlarımı okşarken uyuyakalsam yeticek bana.
uyuyamıyorum.
her yerim ağrıyor.
bu günlerde o kadar çok ihtiyaç duyuyorum ki sana.
neden hala zaman kaybediyoruz anlamıyorum.
neden yanyana değiliz,
neden olmak istediğimiz yerde değiliz?
ben gece ateşim yükselince neden hastanede başımda bekleyen sen değilsin?
beni başkasına muhtaç ediyorsun?
sana kırılıyor , hatta bazen, daha ileri gidip kızıyorum.
beni hala başkasının yanında tuttuğun için,
gözle dahi olsa paylaştığın için.
bu gün ramak kaldı sevdiğim sabret demişsin.
az kalmış olsun lütfen.
artık gerçekten sağlık anlamında da yürek anlamında da sabrım kalmadı.
kendimden gidiyor bitanem.
üzülüyorum.
en çok ta hayallerimin üzerine çekilen çizgiye gücendim.
ikimiz için kurduğum hayaller, beğendiğim eşyalar, düzenlediğim ev..........
hepsi olmasını istemediğim yerde ve istemediğim bir zamanda oldu. olduruldu....
şimdi bunlara baktıkça daha çok canım yanıyor.
bunlar bizim evimizin eşyalarıydı, bizim evimizin hayalleriydi, ikimize hizmet edeceklerdi....
ama zihnim okunmuşcasına, başka bir evde, başka bir ortama getirildiler.
birde şu gövde gösterisi meselesi var ki,
artık dayanılmaz oldu.
kendimi bir obje, bir nesne gibi, bir aksesuar gibi hissediyorum ...
bak bakalım bu kimin?
bak bakalım kiminle?
der gibi......
pazar günleri en kasvetli gün oldu artık.
bunların hepsinin acısını çıkaracağız diyorsun bana.
herkes neyin ne olduğunu anlayacak diyorsun.
inşallah bunu gösterecek kadar ömrümüz vardır...
yanımda olmayı ne kadar çok istediğini biliyorum.
günlerdir işe gidemiyorum.
gecelerim hastanede, acilde, serumlarla geçiyor.
en çok gücüme giden de yanımda olamayışın.
şevkatine, teselline, sarılmana, geçicek bitanem demene çok ihtiyacım var aslında.
seni seviyorum günışığım.
hemde çok ve anlatılamayacak başka.
ve inan herkesten çok.
yanında olmak ,
yükünü hafifletmek, yorgunluğunu geçirmek, seni sakinleştirmek,
iyileştirmek, direnç kazandırmak,
sana deva olmak istiyorum
huzur ve mutluluk vermek, koşarak eve gelmeni sağlamak istiyorum.
ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu gör istiyorum.
göreceksin.
bir erkeğein nasıl el üstünde tutulduğunu , nasıl baş tacı edildiğini göreceksin canım.
eğer yazıldıysa, kısmette varsa sen dünyanın en zengin insanı olacaksın.
sevgi zengini.
diyeceksin ki
herşeyim olmasa ne olur, herşeyi verebilen bir eşim var .....
sana söz veriyorum sana bunu dedirticem.
yükünü azaltıcam, kafanı rahatlatıcam,
uykun düzene girecek,
işlerin yolunda gidecek.
her anlamda kaliteli bir yaşamın olacak.
huzursuzluk ne demekti diye düşüneceksin.
bir tek ben mi böyleyim bilmiyorum.
sığınmaya ihtiyacım var.
beni bu hald gördüğünde verdiğin ilk tepki
------ah canım ya,kıyamam aşkım ya.---------
ne yapabilirim senin için diye sordun.
aslında yapabileceğin çok şey var ama imkan yok ki.
hani sakin, başbaşa olduğumuz bir yerde ,
göğsüne yaslanıp uzansam,
sen saçlarımı okşarken uyuyakalsam yeticek bana.
uyuyamıyorum.
her yerim ağrıyor.
bu günlerde o kadar çok ihtiyaç duyuyorum ki sana.
neden hala zaman kaybediyoruz anlamıyorum.
neden yanyana değiliz,
neden olmak istediğimiz yerde değiliz?
ben gece ateşim yükselince neden hastanede başımda bekleyen sen değilsin?
beni başkasına muhtaç ediyorsun?
sana kırılıyor , hatta bazen, daha ileri gidip kızıyorum.
beni hala başkasının yanında tuttuğun için,
gözle dahi olsa paylaştığın için.
bu gün ramak kaldı sevdiğim sabret demişsin.
az kalmış olsun lütfen.
artık gerçekten sağlık anlamında da yürek anlamında da sabrım kalmadı.
kendimden gidiyor bitanem.
üzülüyorum.
en çok ta hayallerimin üzerine çekilen çizgiye gücendim.
ikimiz için kurduğum hayaller, beğendiğim eşyalar, düzenlediğim ev..........
hepsi olmasını istemediğim yerde ve istemediğim bir zamanda oldu. olduruldu....
şimdi bunlara baktıkça daha çok canım yanıyor.
bunlar bizim evimizin eşyalarıydı, bizim evimizin hayalleriydi, ikimize hizmet edeceklerdi....
ama zihnim okunmuşcasına, başka bir evde, başka bir ortama getirildiler.
birde şu gövde gösterisi meselesi var ki,
artık dayanılmaz oldu.
kendimi bir obje, bir nesne gibi, bir aksesuar gibi hissediyorum ...
bak bakalım bu kimin?
bak bakalım kiminle?
der gibi......
pazar günleri en kasvetli gün oldu artık.
bunların hepsinin acısını çıkaracağız diyorsun bana.
herkes neyin ne olduğunu anlayacak diyorsun.
inşallah bunu gösterecek kadar ömrümüz vardır...
yanımda olmayı ne kadar çok istediğini biliyorum.
günlerdir işe gidemiyorum.
gecelerim hastanede, acilde, serumlarla geçiyor.
en çok gücüme giden de yanımda olamayışın.
şevkatine, teselline, sarılmana, geçicek bitanem demene çok ihtiyacım var aslında.
seni seviyorum günışığım.
hemde çok ve anlatılamayacak başka.
ve inan herkesten çok.
yanında olmak ,
yükünü hafifletmek, yorgunluğunu geçirmek, seni sakinleştirmek,
iyileştirmek, direnç kazandırmak,
sana deva olmak istiyorum
huzur ve mutluluk vermek, koşarak eve gelmeni sağlamak istiyorum.
ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu gör istiyorum.
göreceksin.
bir erkeğein nasıl el üstünde tutulduğunu , nasıl baş tacı edildiğini göreceksin canım.
eğer yazıldıysa, kısmette varsa sen dünyanın en zengin insanı olacaksın.
sevgi zengini.
diyeceksin ki
herşeyim olmasa ne olur, herşeyi verebilen bir eşim var .....
sana söz veriyorum sana bunu dedirticem.
yükünü azaltıcam, kafanı rahatlatıcam,
uykun düzene girecek,
işlerin yolunda gidecek.
her anlamda kaliteli bir yaşamın olacak.
huzursuzluk ne demekti diye düşüneceksin.
26 Ekim 2011 Çarşamba
teşekkür ederim melek!!!
bu gün seni görme şansım yok.
yoğunsun.
sesini duyma şansım var mı bilmiyorum.
bir kitap okuyorum.
kitapta
hadi bir işaret isteyin.
mesela şu an olmasını çok istediğiniz minik birşey isteyin.
yarım saate kalmaz olacak diyordu.
gözlerimi kapadım ve bana varolduğunu ,yanımda olduğunu hissettir melek dedim.
tepeden tırnağa tüylerim ürperdi.
acaba bana mı öyle geldi diye düşündüm.
gerçekten bu bir işaret sayılır mıydı?
sonra ,
arama ihtimalin olmadığını bildiğim halde ,
beni aramanı diledim.
eğer ararsan melek beni duyuyor demekti....
ilk 15 dakika içinde beni aradın.
hem sesini duyduğuma, hem de iyilik meleğimin verdiği işaretle çok sevindim.
umudum hiç tükenmeden seni seveceğim canım.
sen benim uğurlu yolumsun.
yoğunsun.
sesini duyma şansım var mı bilmiyorum.
bir kitap okuyorum.
kitapta
hadi bir işaret isteyin.
mesela şu an olmasını çok istediğiniz minik birşey isteyin.
yarım saate kalmaz olacak diyordu.
gözlerimi kapadım ve bana varolduğunu ,yanımda olduğunu hissettir melek dedim.
tepeden tırnağa tüylerim ürperdi.
acaba bana mı öyle geldi diye düşündüm.
gerçekten bu bir işaret sayılır mıydı?
sonra ,
arama ihtimalin olmadığını bildiğim halde ,
beni aramanı diledim.
eğer ararsan melek beni duyuyor demekti....
ilk 15 dakika içinde beni aradın.
hem sesini duyduğuma, hem de iyilik meleğimin verdiği işaretle çok sevindim.
umudum hiç tükenmeden seni seveceğim canım.
sen benim uğurlu yolumsun.
BAKMAKTAN VE DOKUNMAKTAN ÖTE BİR HİS BU.
gözlerine baktığımda ,
yemyeşil bir yol açılıyor.
oradan ruhuna kapılar aralanıyor.
sanki kimselerin eli gözü değmemiş gibi.
bir bana açılan kapılar.
sana bakınca,
ki bakmak değil bunun adı...
adı ne dersen bilmiyorum.
bakmaktan ve görmekten öte.
yaşamak gibi,
bir yolculuğa başlamak gibi.
ne kadar bakarsam bakayım doyamamak gibi...
sende yana bir ışık var hayatım.
o ışık her yerinde.
hani karanlıkta kaldığında bir ışık görürsün de hep ışığın geldiği yöne doğru bakarsın ya...
işte öyle .
hep sana doğru bakıyorum, sana doğru akıyorum.
çünkü ışıksın.
başbaşa olduğumuz anlarda o kadar yoğunuz ki ikimizde.
sana baktıkça şükrederek ağlamak geliyor içimden.
sevgine, ilgine, aşkına, bağlılığına, ruhunu, ruhumun okuyuşuna...
konuşmadan söyleyebildiklerimize.
içimde yarattığın coşkuya şükrediyorum.
başım döndüğünde düşmekten korkmuyorum artık. hızlı bir manevra ile beni tutuyorsun ya.
beni tutabilen biri olduğuna şükrediyorum.
eskiden ölümden korkmuyordum.
mutlu değilim ki,
yapmak istediğim herşeyi yaptım.
adımı marka haline getirdim,
imzamı attım dilediğim her platformda.
istediğimi yedim, istediğimi aldım giydim.
yaşanacak , özenilecek ne kaldı ki?
diyordum.
şimdi ölmekten korkuyorum.
çünkü seninle yaşanacak güzel günlerim olmalı benim.
çünkü aşkı daha yeni tanıdım.
çünkü hiç bu kadar sevilmemiştim.
seninle yaşanacak zaman istiyorum allahtan.
sana adanacak bir ömür.
sana vereceğim sevgi, birlikteyken duyduğun huzur,
yaşamındaki enerjinin artması,
her gece uyuyabildiğin derin uykuların,
sakin bir yüreğin, ve dağılmamış bir aklın olsa, yanında ben olsam,
depar atarsın, her şeyi başarırsın biliyorum.
sana olana sevgimi anlatamıyorum.
yanında acıkmıyorum, susamıyorum, yanında dünyayı unutuyorum,
yanında herşey değersiz ve önemsiz oluyor.
yanında, huzurluyum, mutluyum,
yanında iş kadını , ev kadını,tüm sosyal rollerden sıyrılıp senin kadının oluyorum ben.
sadece kadın oluyorum.
çünkü sen ,
bana dünyanın en narin varlığıymışım gibi davranıyorsun, el üstünde tutuyorsun.
terliklerimi ayağıma giydiriyor,
üzerimi örtüyorsun.
saçlarımı okşuyor,
öpmeden kokluyorsun.
bana sırtımdan sarılıyor,
güven veriyorsun.
beni sahipleniyor,
hayatımda ilk kez ait olma duygusunu yaşatıyorsun.
gözlerime bakınca gözlerin doluyor.
haftanın son günü canın yanıyor benim için, bizim için.
o can acısına dayanıyorsun.
için eriyerek.
içim eriyerek........
yaptığım herşey,
adımı taşıyan her başarı senin eserin.
bunu sana dün de söyledim.
içimdeki coşkunun kaynağı sensin.
bu yüzden
tüm başarılarımın da kaynağı sensin.
hayat kaynağım........
sen - ben ve şarap...
şarap satan giritli bir dükkan.
mahzen gibi.
meyveli şaraplar.......
bu gün özel bir gün.
haberin yok biliyorum.
ama senin adına herşeyi ayarladım ben.
kokunu duyabileceğim,
yüzünü avuçlarımın arasına alabileceğim bir yerde olmalıydık.
sen şarabı açtın,
kadehlere koydun.
yanında çikolata.
sana içiyorum, aşkıma dedin.
sonra ben sana şarabın uydurma hikayesini anlattım..
şarabı satan bey dedi ki;
bu şarabı sevdiğinizle içmelisiniz.
şaraptan bir yudum alıp sonra sevdiğinizin yanağından bir öpücük alıyorsunuz.ancak o zaman şarap gerçek lezzetine kavuşacaktır.
içindeki iksir öyle aktive olacaktır.
eğer şarabı içerken bunu yapmazsanız sadece üzüm suyu içmiş olursunuz.
o yüzden aşkım gel bi öpücük alayım da şarabın tadı yerine gelsin .
ve sen gülüyorsun.
işte ben senin o gülüşüne ölüyorum.
sonra üzerimize çekip pikeyi koynunda kokunla kaldım öylece.
zaman hızla akarken,
sana söylemem gerektiğini düşündüm ve söyledim.
tam doğduğum gün, doğduğum saatte,
olmak istediğim yerde,
olmak istediğim kişiyle ,
bir yaşımı daha geride bıraktığım için çok mutluyum.
iyi ki varsın ve iyi ki yanımdasın.
inanamadın.
unutmuş olmak seni çok üzdü.
sıkıca sarıldın.
özür diledin.
ama hiç bir şey beklemiyordum ki.
ben tam da istediğim gibi yaşadım günü.
gerçek aşk en büyük hediyemdi.
sen en büyük hediyemdin.
yüzüm senin ellerinin arasındayken ben bambaşka bir mutluluk yaşıyorum zaten.
bunu bana senden başka kimse veremedi ki...
o yüzden en özel hediye seninkiydi.
akşama doğru beni aradın ve görmek istediğini söyledin.
geldim.
galiba çok duygu ve anlam yüklü bir hediyeydi bu.
buna baktıkça
benim gözlerimden bak kendine.
el yapımı,
üzerinde yüzlerce vuruşla yapılmış özel bir desen olan
o güzel hediyeyi verdin.
bana yeniden bir hayat verdin.
hayatıma anlam verdin.
mahzen gibi.
meyveli şaraplar.......
bu gün özel bir gün.
haberin yok biliyorum.
ama senin adına herşeyi ayarladım ben.
kokunu duyabileceğim,
yüzünü avuçlarımın arasına alabileceğim bir yerde olmalıydık.
sen şarabı açtın,
kadehlere koydun.
yanında çikolata.
sana içiyorum, aşkıma dedin.
sonra ben sana şarabın uydurma hikayesini anlattım..
şarabı satan bey dedi ki;
bu şarabı sevdiğinizle içmelisiniz.
şaraptan bir yudum alıp sonra sevdiğinizin yanağından bir öpücük alıyorsunuz.ancak o zaman şarap gerçek lezzetine kavuşacaktır.
içindeki iksir öyle aktive olacaktır.
eğer şarabı içerken bunu yapmazsanız sadece üzüm suyu içmiş olursunuz.
o yüzden aşkım gel bi öpücük alayım da şarabın tadı yerine gelsin .
ve sen gülüyorsun.
işte ben senin o gülüşüne ölüyorum.
sonra üzerimize çekip pikeyi koynunda kokunla kaldım öylece.
zaman hızla akarken,
sana söylemem gerektiğini düşündüm ve söyledim.
tam doğduğum gün, doğduğum saatte,
olmak istediğim yerde,
olmak istediğim kişiyle ,
bir yaşımı daha geride bıraktığım için çok mutluyum.
iyi ki varsın ve iyi ki yanımdasın.
inanamadın.
unutmuş olmak seni çok üzdü.
sıkıca sarıldın.
özür diledin.
ama hiç bir şey beklemiyordum ki.
ben tam da istediğim gibi yaşadım günü.
gerçek aşk en büyük hediyemdi.
sen en büyük hediyemdin.
yüzüm senin ellerinin arasındayken ben bambaşka bir mutluluk yaşıyorum zaten.
bunu bana senden başka kimse veremedi ki...
o yüzden en özel hediye seninkiydi.
akşama doğru beni aradın ve görmek istediğini söyledin.
geldim.
galiba çok duygu ve anlam yüklü bir hediyeydi bu.
buna baktıkça
benim gözlerimden bak kendine.
el yapımı,
üzerinde yüzlerce vuruşla yapılmış özel bir desen olan
o güzel hediyeyi verdin.
bana yeniden bir hayat verdin.
hayatıma anlam verdin.
SANIRIM DUYMAK İSTEDİĞİM ŞEYLERİ İLK SEN SÖYLEDİN
Sen bana ,
hayatım boyunca amaç edindiğim, uğruna çaba harcadığım duruşu sergilediğimi ,
öyle güzel ifade ettin ki...
senin dilinden yazıyorum bunları....
seni ilk gördüğümde beğeni oluştu bende.
evet beğeniyor, gizliden gizliye izliyordum her halini.
sen gelmeden gidemez olmuştum.
yürüyüşün, duruşun, tavrın, konuşma şeklin o kadar düzgündü ki,
sana asla farklı gözle bakmama müsade etmiyordu yarattığın saygı.
sen ...hanımdın.
sana adınla hitap edemiyordum,
giyim tarzın, ciddiyetin koruyucu bir kalkan gibi , erkeklerin sana yaklaşmasını , seni cinsel bir obje gibi görmesini engelliyordu.
sana baktığımda, beğeni, hayranlık ve saygı hissediyordum.
asla açılamazdım.
sana böyle bişeyi asla yakıştıramazdım.
bu yüzden de kendime hiç ihtimal vermedim.
sadece uzaktan izledim.
şimdi bakıyorumda
uzaktan hayranlık ve saygı duyduğum kadının, ciddi tavırlarının arkasındaki o yumuşacık kalbi bir tek ben görüyorum.
senin içini, ruhunu, hassasiyetini bir tek ben biliyorum.
ve seni çok seviyorum.
dışarıya karşı böyle olman çok güzel.
bu sayede insanlar sana yaklaşamıyorlar.
sen mini, ya da açık kıyafetler giysen bile ,
kıyafetin kimliğinin önüne geçemiyor.
çünkü sen, duruşunla çekici bir kadından öte , saygın bir kadın olduğunu vurgularcasına davranıyorsun.
ama yine de giyme...:))
seni herkes tanımıyor, kimliğini, kişiliğini herkes bilmiyor.
ve erkekler bakar.
o anda akıllarından geçeni tahmin edemezsin.
ve benim olanı kimse görsün istemiyorum.
.................................................................................................................................................................
işte bunları söyledin.
yıllardır yapmaya çalıştığım buydu.
sevilmekten önce sayılmak,
arkamdan konuşmalarına izin verecek herşeyden kaçınmak,
erkeklerin yatılacak kadın,
ya da offf yavruuum demesinden ziyade,
saygı ve beğeni ile bakmaları, o şekilde yaklaşmaları,
söyleyecekleri her sözcüğü ölçüp biçmeleriydi.
alelade bir kadın olmamaktı.
bunu başarabildiğimi senin ağzından duymak çok güzeldi.
hayatım boyunca amaç edindiğim, uğruna çaba harcadığım duruşu sergilediğimi ,
öyle güzel ifade ettin ki...
senin dilinden yazıyorum bunları....
seni ilk gördüğümde beğeni oluştu bende.
evet beğeniyor, gizliden gizliye izliyordum her halini.
sen gelmeden gidemez olmuştum.
yürüyüşün, duruşun, tavrın, konuşma şeklin o kadar düzgündü ki,
sana asla farklı gözle bakmama müsade etmiyordu yarattığın saygı.
sen ...hanımdın.
sana adınla hitap edemiyordum,
giyim tarzın, ciddiyetin koruyucu bir kalkan gibi , erkeklerin sana yaklaşmasını , seni cinsel bir obje gibi görmesini engelliyordu.
sana baktığımda, beğeni, hayranlık ve saygı hissediyordum.
asla açılamazdım.
sana böyle bişeyi asla yakıştıramazdım.
bu yüzden de kendime hiç ihtimal vermedim.
sadece uzaktan izledim.
şimdi bakıyorumda
uzaktan hayranlık ve saygı duyduğum kadının, ciddi tavırlarının arkasındaki o yumuşacık kalbi bir tek ben görüyorum.
senin içini, ruhunu, hassasiyetini bir tek ben biliyorum.
ve seni çok seviyorum.
dışarıya karşı böyle olman çok güzel.
bu sayede insanlar sana yaklaşamıyorlar.
sen mini, ya da açık kıyafetler giysen bile ,
kıyafetin kimliğinin önüne geçemiyor.
çünkü sen, duruşunla çekici bir kadından öte , saygın bir kadın olduğunu vurgularcasına davranıyorsun.
ama yine de giyme...:))
seni herkes tanımıyor, kimliğini, kişiliğini herkes bilmiyor.
ve erkekler bakar.
o anda akıllarından geçeni tahmin edemezsin.
ve benim olanı kimse görsün istemiyorum.
.................................................................................................................................................................
işte bunları söyledin.
yıllardır yapmaya çalıştığım buydu.
sevilmekten önce sayılmak,
arkamdan konuşmalarına izin verecek herşeyden kaçınmak,
erkeklerin yatılacak kadın,
ya da offf yavruuum demesinden ziyade,
saygı ve beğeni ile bakmaları, o şekilde yaklaşmaları,
söyleyecekleri her sözcüğü ölçüp biçmeleriydi.
alelade bir kadın olmamaktı.
bunu başarabildiğimi senin ağzından duymak çok güzeldi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)